Küp Şarapçılık Denizli Gezisi


Küp Şarapçılık Denizli Gezisi
 
Uzun zamandır sevgili dostum önolog Saba Açıkgöz’ün danışmanlık yaptığı üreticilerden Küp Şarapçılığı ziyaret etmek için plan yapmıştık. Gidişimiz cumartesi günü için erkendi ama 2 gün geçirmek için bunu yapmak zorundaydık. Havaalanına inince 1 saat’lik bir sürüş ile Bekilli beldesindeki(bu şirin ilçenin her yanı, Roma döneminden kalma iki bin yıllık şarap küpleri doluydu ismini tabiki buradan alıyordu) Küp Şarapçılığa geldik.
Önce bir kahvaltı ile karşılandık bağ evinde hava çok sıcak olunca bağ ve şaraphane gezisini öğleden sonraya bıraktık. Kahvaltıdan sonra sırayla Amedus, 5’i bir Yerde ve Thia serilerinden tüm beyaz, kırmızı ve roselerini tattık.  20 TL bandında parekende satış fiyatına sahip “Aspendos” serisi sofra şarabı olarak çok istediğimiz gibi olmasada fiyat performans olarak düşünüldüğünde iyi bir otel şarabı olarak duruyordu. Sonra bir çok kişinin denememi istediği “Beşi Bir Yerde” serisini tattık Rose’ini Zinfandel etkisiyle beğendiğim bu seri için bir potansiyel vardı. Yalan yok ben böyle takı isimlerine karşıyım ama duyduğum kadarıyla müşterilerden olumlu bir sıcaklıkla karşılanmıştı. 30 TL civarındaki “Thia” serisi de her sene bir miktar da iyiye gidiyordu. Thia serisinden en beğendiğim Shiraz olan monesepaj şarabı oldu. Ve gelelim en üst segment “Epic” serisine, burada artık üzümlerin kalitesi, fıçı dokunuşları ve denge çok daha belirgin, fiyat performans’ı gayet iyi şaraplar ortaya çıkmıştı. Yine en çok beğendiğim yanına kuzu tandır ile eşlik eden 2012 rekolte Shiraz olmuştu.































Tarihi şaraphane... aslında 1959 yılında Hasan Altıntaş tarafından kurulan ilk şaraphane aynen duruyordu. Başlangıçta 700 litrelik küplerde şarap yaparak başlayan bu yolculuğun şuan yıllık 4.5 milyon litre şarap üreten bir üretici olmasını kim hayal edebilirdi.(bu tarihi binada 700 litrelik eski küplerle fotoğraf çektirmeyi unutmayın). Biraz bakımsız bulup üzülerek yorumlarda bulunduğum Tekel'in yaptığı Türkiye'de ki 3 şarap fabrikasından ayaktan kalan tek şaraphane binasını meşe fıçılarda dinlendirdikleri şaraplar için kullanan üreticinin çok yakında bir restorasyon ile bu ahşap çatılı otantik yeri ziyaretçiler için çok daha güzel bir hale getireceği sözünü alarak ayrılmak çok keyifli olmuştu.



























1972 yılında ilk Vişne Şarabını keşfetmeleri... onları ziyaret eden dostlarına ikram ettikleri vişne suyunun farkından olmadan fermante olup alkol üretmesi ile ortaya çıkması ve arkadaşlarının çok beğendiğini söylemesi sonrası başlıyorlardı. 1982 yılında Tekel’in düzenlediği “Birinci Uluslararası Tekirdağ Şarap Yarışmasında” madalya kazanması ile de taçlandırıp ürün listesinde yerini almıştı. Merak edeceğiniz bir nokta olacağını düşündüğüm “Tamamı gerçek meyve mi”? sorusuna evet Nar da, Vişne de meyvenin sıkılması ile ortaya çıktığını hatırlatıyor diğer meyve şarapları ile karıştırılmamasını öneriyorum.
Şuan Hasan beyin oğlu Asım Altıntaş’ın büyük emek ve merakla yürüttüğü Küp Şarapçılık üretim kapasitesi, tarihi ve şarap çeşitlerindeki zenginlik düşünüldüğünde Türkiye’nin önemli değerlerinden biriydi . Bu değerin ilk tohumlarını atan Hasan Altıntaş 1960 yıllarında sinemaya olan merakından kendi imkanlarıyla Küp Şarapları için bir film çekmiş ve bunu dönemin sinemalarında yayınlamıştı.
60’lardan bugüne sinema, toplum herşey çok değişti...İşini tutkuyla yapanlara, rahmetli Hasan bey’in anısına onun bir sözüyle bitiriyorum yazımı,
“Bazen şairlerde ilham, bazen danslarda ritm, bazen tablolarda renktir şarap. Ana tanrıça Kibele misali birçok güzelliği doğurmuştur şarap.”
Sevgiyle
 

 

Yazı ile ilgili Yorumlar